Adana-12 Kasım 2025
Doğa İçin Adalet Kampanyası Çağrıcıları, İnsan Hakları Derneği (İHD) binasında yaptıkları açıklamada, çevre ve ekoloji mücadelesinin temel bir hak arayışı olduğunu vurguladı. 120’yi aşkın kurum, hareket ve oluşumun imzacısı olduğu kampanya, doğa ve yaşam savunucularının adalete erişim hakkının önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyor.
Çağrıcılar, kapitalist endüstriyel sistemin doğayı metalaştıran politikalarının insan ve insan dışı yaşam üzerinde yarattığı tahribatı hatırlatarak, iklim krizinin ve ekolojik yıkımların artık gezegenin varlığını tehdit eder boyuta ulaştığını ifade ettiler. “Doğa için adalet, yaşam için adalet” vurgusuyla, ekolojik hak mücadelesinin aynı zamanda bir insan hakkı meselesi olduğunu dile getirdiler.
“Adalete erişim hakkı fiilen engelleniyor”
Açıklamada, çevre davalarında artan yargılama giderlerinin, bilirkişi ve keşif masraflarının, yurttaşların ve sivil örgütlerin çevreyi koruma ödevini yerine getirmesini neredeyse imkânsız hale getirdiği belirtildi. Bu durumun, Anayasa’nın 36. ve 56. maddeleriyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve sağlıklı çevrede yaşama hakkını ihlal ettiğine dikkat çekildi.

Yüksek yargılama giderlerinin, çevre hakkını kullanmak isteyen topluluklar için fiili bir engel oluşturduğu belirtilerek, adalete erişimin ekonomik gerekçelerle kısıtlanamayacağı vurgulandı.
Doğa İçin Adalet Kampanyası Çağrıcıları, çözüm olarak **“Çevresel Bilgiye Erişim, Karar Vermede Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru Hakkı”**nı düzenleyen Aarhus Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından imzalanıp yürürlüğe konulmasını talep etti.
Bu uluslararası sözleşmenin, çevresel bilgiye erişimi, karar süreçlerine katılımı ve yargıya başvuru hakkını güvence altına aldığı; çevre davalarındaki yargılama masraflarının kamusal kaynaklardan karşılanmasını öngördüğü hatırlatıldı.
Kampanyanın talepleri
Doğa İçin Adalet Kampanyası Çağrıcıları iki temel talep etrafında birleşti:
- Kent, çevre ve ekoloji davalarındaki harç ve masrafların, anayasal bir ödev olarak devlet tarafından karşılanması,
- Aarhus Sözleşmesi’nin imzalanarak usulüne uygun biçimde yürürlüğe konulması.
“Doğa için adalet, yaşamın bütünü için adalet”
Açıklamada, doğa savunusunun yalnızca insan merkezli bir hak arayışı değil, tüm canlıların doğuştan gelen yaşam hakkının korunması mücadelesi olduğu vurgulandı. Çağrıcılar, adaletin yalnız mahkeme salonlarında değil, toprağın, suyun ve yaşamın her alanında inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.





