15 Kasım 2025 – Adana
Adana Ekoloji Platformu düzenledikleri açıklamada iklim krizinin politik niteliğini vurgulayarak, ekolojik yıkımın temelinde sermaye çıkarlarının bulunduğunu belirtti. Açıklama, COP30 görüşmeleri sürerken dünya halklarının ortak talebini yeniden gündeme taşıdı.
Platform bileşenleri, iklim krizinin bireylerin yaşam tercihleriyle açıklanamayacağını, krizin doğayı ve emeği metalaştıran ekonomik sistemin yarattığı adaletsizliklerden beslendiğini ifade etti. Toprak, su, orman ve tüm canlıların yaşam alanlarının bütünlüklü bir şekilde tehdit altında olduğu vurgulandı.
“Ekolojik yıkımı meşrulaştıran düzen sona ermeli”
Açıklamada, Türkiye’nin birçok bölgesinde ormanların, meraların ve zeytinliklerin rant projeleri nedeniyle zarar gördüğü; madencilik ve enerji yatırımlarının halkı yerinden ettiği; su kaynaklarının hızla tükendiği hatırlatıldı. Gıda güvencesizliğinin derinleştiği, tarım alanlarının sermaye baskısıyla yok edildiği belirtildi. Çukurova’da planlanan petrokimya projelerinin bölgenin verimli topraklarını, su varlıklarını ve canlı yaşamını ciddi risk altına soktuğu bir kez daha kamuoyuna duyuruldu.
Afetler: “Kader değil, yanlış politikaların sonucu”
İklim krizinin etkileriyle birleşen yanlış arazi kullanımı ve plansızlık nedeniyle sellerin, yangınların ve kuraklığın giderek arttığı, bu afetlerin “kader” olarak açıklanamayacağı vurgulandı. Platform, afetlerle baş edemeyen yönetim anlayışının sorumluluk almak yerine suçu doğa olaylarına yüklediğini belirtti.
Savaş politikaları eleştirildi: “Yaşama değil silahlara bütçe ayrılıyor”
Açıklamada küresel ölçekte servet eşitsizliğinin büyüdüğü, iklim krizinden en çok etkilenen kesimlerin ise emisyon sorumluluğunda en küçük paya sahip olduğu ifade edildi. Birçok ülkede sosyal ihtiyaçlara ayrılması gereken kaynakların savaş politikalarına yönlendirildiğine dikkat çekildi. Adalet ve barış sağlanmadan ekolojik iyileşmeden söz edilemeyeceği vurgulandı.
Yaşam savunucularına yapılan saldırılara tepki
Ekoloji mücadelesi yürüten kişilere yönelik baskı ve saldırıların arttığı hatırlatılarak, yakın zamanda yaşamını kaybeden ekoloji savunucusu Hakan Tosun anıldı. Açıklamada, Tosun’un ölümünün karanlıkta bırakılmayacağı ve sorumlular hesap verene kadar mücadelenin süreceği belirtildi.
İklim adaleti için ortak talepler
Ekoloji örgütleri, iklim krizinin bir adalet meselesi olduğunu belirterek şu talepleri kamuoyuna sundu:
- Temiz suya, sağlıklı gıdaya ve barınmaya erişim temel hak olarak tanınmalı.
- Doğanın hakları kendi iç yasaları doğrultusunda korunmalı.
- Hayvanların yaşam hakkı güvence altına alınmalı.
- Fosil yakıt projeleri ve ekokırıma yol açan tüm faaliyetler durdurulmalı.
- Ekokırım suç sayılmalı, failler yargılanmalı.
- Savaşlara değil, yaşamı güçlendiren politikalara bütçe ayrılmalı.
Açıklamanın sonunda, savaşsız, sömürüsüz ve adil bir yaşam için dayanışma çağrısı yinelendi. Platform bileşenleri, gezegenin birkaç şirketin çıkarına feda edilmesine izin vermeyeceklerini belirterek iklim adaleti mücadelesinin büyütüleceğini duyurdu.





