23 Aralık 2025 – Adana

Adana’nın Yumurtalık ilçesinde yapılması planlanan SASA Petrol Rafinerisi ve Petrokimya Tesisi Projesi’ne ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Halkın Katılımı Toplantısı, 19 Aralık 2025 Cuma günü Yumurtalık Marin Otel’de gerçekleştirildi. Toplantıda proje hakkında ciddi çevresel, ekolojik ve toplumsal riskler kamuoyuyla paylaşıldı.

Toplantı, ilçenin merkezine oldukça uzak bir noktada yapılmasına rağmen yüzün üzerinde kişinin katılımıyla gerçekleşti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Adana İl Müdürlüğü yetkililerinin açılış konuşmasının ardından, ÇED raporunu hazırlayan firma temsilcisi 380 sayfalık raporu özetleyen kısa bir sunum yaptı. Ancak sunumda, projenin çevre ve yaşam üzerindeki hayati etkilerine ayrıntılı biçimde değinilmedi.

Sunumun ardından söz alan Adana Ekoloji Platformu temsilcileri, ÇED raporunda yer alan ancak toplantı sunumunda paylaşılmayan kritik başlıkları kamuoyuna aktardı.

ÇED Raporundaki Kritik Çelişkiler

Paylaşılan bilgilere göre, proje “ithalatı azaltarak döviz kaybını önleme” amacıyla sunulurken, tesis tam kapasite çalıştığında yıllık 11 milyon ton ham petrol ithal edileceği ifade edildi. Bu ithalatın ekonomik maliyetine dair herhangi bir açıklama yapılmadı.

Projenin 1.090,9 hektarlık bir alanda, sulu mutlak tarım arazileri, zeytinlikler, orman alanları ve meralar üzerine kurulmasının planlandığı belirtildi. Bu alanlara ilişkin ilgili bakanlık il müdürlüklerinin olumlu görüş verip vermediği ise belirsizliğini koruyor.

ÇED raporuna göre tesisin saatte 460 m³, günde 11.040 m³, ayda ise 331.200 m³ suya ihtiyaç duyacağı; bu suyun yeraltı ve yüzey sularından karşılanacağı ifade ediliyor. Bu durumda, bölgedeki çiftçilerin tarımsal sulama için yeterli suya erişip erişemeyeceği önemli bir soru olarak gündeme geliyor.

Atıklar, Patlatmalar ve Deniz Ekosistemi

Raporda, işletme sırasında oluşacak tehlikeli katı atıkların miktarı belirtilmeden lisanslı bertaraf tesislerine gönderileceği yazıyor. Ancak bölgede bu nitelikte bir tesis bulunmadığı biliniyor. Bu atıkların çimento fabrikalarında yakılması halinde atmosfere tehlikeli gazların salınacağı ifade ediliyor.

İnşaat sürecinde toprağın sıyrılacağı ve kot farkını gidermek için kaya patlatmaları yapılacağı belirtilmesine rağmen; patlamaların süresi, şiddeti ve kullanılacak patlayıcı maddelere dair detaylara raporda yer verilmiyor.

Liman inşası için 8.820.315 m³ dip taraması yapılacağı ve bu malzemenin açık denize döküleceği belirtiliyor. Bu durumun, kapalı ve hassas bir ekosistem olan İskenderun Körfezi’nde deniz yaşamı üzerinde geri dönülmez tahribatlara yol açabileceği vurgulanıyor.

Deniz Suyu, Emisyonlar ve “Kirlet – Öde” Yaklaşımı

Tesisin soğutma amacıyla denizden günde 1.305.000 m³ su alacağı ve 3 kilometrelik boru hattıyla tekrar denize deşarj edeceği belirtiliyor. Ancak deşarj edilecek suyun ısı farkı ve kimyasal içeriği net biçimde açıklanmıyor. Aynı bölgede bulunan iki kömürlü termik santralin de benzer uygulamalar yaptığı düşünüldüğünde, toplam etkinin ne olacağı belirsizliğini koruyor.

ÇED raporunda; işletme sırasında NOx, SOx, CO₂, HCl, HF ve CO gibi gaz salımları olacağı, “gerek görülürse” arıtma sistemlerinin daha sonra ekleneceği ifade ediliyor. Ayrıca depolama tanklarından gaz sızıntıları olabileceği de raporda yer alıyor.

Raporda Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’ne atıf yapılması ise, eleştirilere göre, “kirletme bedelinin ödenerek meşrulaştırılması” anlamına geliyor.

Bu başlıkların paylaşılmasının ardından toplantıya katılan yurttaşlar, projeye yönelik tepkilerini göstermek amacıyla salonu topluca terk etti.

Yumurtalık’ın Yaşam Alanları Tehdit Altında

Yumurtalık; tarım, balıkçılık ve turizmle geçinen, on yıl önce “turizm bölgesi” ilan edilmiş bir sahil kasabası. Petrol rafinerisi ve entegre petrokimya tesisi projesinin hayata geçirilmesi halinde, bu yaşam alanlarının sürdürülebilirliğinin mümkün olmayacağı ifade ediliyor.

İklim Politikalarıyla Açık Bir Çelişki

Türkiye’nin 2026 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP) ev sahipliği yapacak olması hatırlatılarak, fosil yakıt projelerinin teşvik edilmesinin küresel iklim hedefleriyle açık bir çelişki yarattığı vurgulanıyor.

Çağrı: ÇED Raporu Kabul Edilmemeli

Adana Ekoloji Platformu, ÇED raporunun ilgili bakanlık tarafından kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin takipçisi olacaklarını duyurdu. Kamuoyu duyarlılığa çağrılırken, Adana Büyükşehir Belediye Meclisi de projenin gündeme gelmesi halinde çevre düzeni planlarında reddedilmesi için göreve davet edildi.

Yazar

ÇUKUROVA EKOLOJİ HAFIZA DERNEĞİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin