05 Ağustos 2026 – Adana
Adana’da yıllardır çevre örgütlerinin, mahalle sakinlerinin ve bilim insanlarının dikkat çektiği plastik atık kaynaklı çevre kirliliği, aynı akşam yaşanan iki farklı gelişmeyle yeniden gündeme geldi. DEM Parti Adana İl Örgütü, Seyhan ilçesine bağlı Küçükdikili Mahallesi’nde plastik atık ithalatının tamamen yasaklanması talebiyle basın açıklaması gerçekleştirirken, açıklamanın yapıldığı saatlerde Şakirpaşa Eski Havalimanı çevresindeki sulama kanalları yakınında bir çöp yangını meydana geldi.
Kentin farklı noktalarında yaşanan bu iki olay, plastik atıkların yalnızca bir atık yönetimi meselesi olmadığını; halk sağlığını, ekosistemleri, tarımsal üretimi ve temiz bir çevrede yaşama hakkını doğrudan etkileyen yapısal bir çevresel adalet sorunu olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Küçükdikili Mahallesi, uzun yıllardır plastik geri dönüşüm tesisleri, ithal plastik atık depoları ve zaman zaman meydana gelen atık yangınlarıyla gündeme geliyor. Mahalle sakinleri, açık alanlara bırakılan plastik atıklar, düzensiz depolama, yoğun duman ve kötü kokular nedeniyle hava, su ve toprak kirliliğine maruz kaldıklarını ifade ederken; çevre ve sağlık üzerindeki etkilerin etkin biçimde izlenmesi ve önlenmesi gerektiğini dile getiriyor. Bölgede yıllardır dile getirilen talepler ise ortaklaşıyor: daha güçlü denetim mekanizmaları, şeffaf çevresel izleme süreçleri ve yaşam alanlarını önceleyen politikalar.
Basın açıklamasında ilk sözü alan DEM Parti Seyhan İlçe Eşbaşkanı Sabahattin Okuducu, plastik çöp ithalatının derhal ve tamamen yasaklanması gerektiğini belirterek çevre hakkının korunmasına yönelik kararlı bir mücadele yürütüleceğini ifade etti.

Ortak basın açıklamasını okuyan DEM Parti Adana İl Yöneticisi Meryem Terkos ise Türkiye’nin uzun yıllardır başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkenin plastik atıklarının gönderildiği ülkelerden biri haline getirildiğini söyledi. Terkos, 2025 yılında Türkiye’ye yaklaşık 1 milyon ton plastik atık ithal edildiğini, buna karşın denetimlerin yetersiz kaldığını belirterek, Türkiye’nin kendi plastik atıklarını dahi etkin biçimde ayrıştırıp geri dönüştürmekte zorlanırken ithal edilen atıkların çevre ve halk sağlığı açısından yeni riskler yarattığını ifade etti.
“Plastik kirliliği sınır tanımıyor”
Açıklamada, geri dönüşümün tek başına plastik krizini çözmeye yetmediğine dikkat çekildi. Küresel ölçekte üretilen plastiklerin büyük bölümünün geri dönüştürülemediği hatırlatılarak, plastik atık ticaretinin çevresel yükü üretici ülkelerden tüketici ve ithalatçı ülkelere taşıyan bir sistem haline geldiği vurgulandı.
Meryem Terkos, Adana’nın ithal plastik atıkların en yoğun toplandığı kentlerden biri olduğunu belirterek özellikle Küçükdikili çevresinde faaliyet gösteren geri dönüşüm tesislerinde atıkların yalnızca yüzde 10 ila 15’inin geri dönüştürülebildiğini, geriye kalan kısmın ise doğaya terk edildiğini ya da yakıldığını ifade etti.
Plastik atıkların kontrolsüz biçimde depolanması ve yakılması sonucu açığa çıkan kirleticilerin yalnızca havayı değil, toprağı, suyu ve gıda üretimini de etkilediğini belirten Terkos, mikroplastiklerin yaşamın tüm bileşenlerine yayılan kalıcı bir kirlilik oluşturduğunu söyledi.
Aynı saatlerde Şakirpaşa’da yeni bir yangın
Küçükdikili’de plastik atıkların yarattığı çevresel etkiler tartışılırken, kentin başka bir noktasından yükselen duman bu tartışmayı somutlaştırdı.
Şakirpaşa Eski Havalimanı çevresindeki sulama kanalları yakınında çıkan çöp yangını, bölge sakinleri tarafından görüntülendi. Tarımsal sulamada kullanılan kanalların yakınında meydana gelen yangın, atık yönetimi konusunda uzun süredir dile getirilen kaygıları yeniden gündeme taşıdı.
Son yıllarda Adana’da geri dönüşüm tesislerinin yoğunlaştığı bölgelerde ve açık alanlarda meydana gelen atık yangınları, yalnızca yangın anında ortaya çıkan hava kirliliğiyle sınırlı kalmıyor; toprağın, su varlıklarının ve çevrede yaşayan canlıların uzun vadeli olarak etkilenmesine ilişkin endişeleri de artırıyor.
Çözüm, yalnızca yangınlara müdahale etmek değil
Küçükdikili’deki basın açıklaması ile aynı saatlerde yaşanan yangın birlikte değerlendirildiğinde, sorunun yalnızca tekil olaylardan ibaret olmadığı görülüyor. Çevre hakkının korunabilmesi için yangınlara müdahale edilmesinin ötesinde, kirliliği ortaya çıkaran nedenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik bütüncül politikalara ihtiyaç duyuluyor.
Bu kapsamda plastik atık ithalatının yeniden değerlendirilmesi, ithal edilen atıklara ilişkin şeffaf veri paylaşımının sağlanması, geri dönüşüm tesislerinin bağımsız ve düzenli biçimde denetlenmesi, çevresel ihlaller karşısında etkili yaptırımların uygulanması ve kirletilmiş alanların rehabilitasyonu yönünde somut adımlar atılması önem taşıyor. Bunun yanında, yerel halkın karar alma süreçlerine katılımını sağlayan mekanizmaların güçlendirilmesi ve yaşam alanlarını merkeze alan atık politikalarının geliştirilmesi, benzer sorunların tekrarını önlemek açısından kritik görülüyor.
DEM Parti Adana İl Örgütü de açıklamasının sonunda başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlara çağrıda bulunarak plastik atık ithalatının aşamalı değil, derhal ve tamamen yasaklanmasını, etkin denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesini ve herkes için temiz hava, temiz su ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının güvence altına alınmasını istedi.
Bu haber, aynı akşam Adana’nın iki farklı noktasında yaşanan gelişmelerin ortak bir gerçeğe işaret ettiğini ortaya koyuyor: Çevre hakkının korunması, yalnızca kirlilik ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekle değil; kirliliği üreten politikaları dönüştüren, şeffaflığı esas alan ve ekosistemleri merkeze koyan bütüncül çözümlerle mümkün olabilir.




