5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle açıklama yapan Plastiksiz Türkiye Platformu, Türkiye’nin plastik kirliliği krizine karşı yetersiz ve pasif bir tutum sergilediğini belirtti. Platform, bağlayıcılığı olan küresel bir plastik anlaşmasının bu sorunun çözümünde kritik rol taşıdığını vurgulayarak Türkiye’yi daha kararlı adımlar atmaya çağırdı.
Türkiye, Akdeniz’de plastik kirliliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Resmî verilere göre her gün yaklaşık 144 ton plastik atık doğaya karışıyor. Aynı zamanda Türkiye, dünyanın önde gelen plastik üreticileri ve plastik atık ithalatçıları arasında yer alıyor. Petrokimya yatırımlarındaki hızlı artış, denetim eksiklikleri ve kayıt dışı atık sektörü, çevresel tahribatı daha da derinleştiriyor. Platform, bu tabloyu “çevresel adalet açısından alarm verici” olarak nitelendiriyor.
Platform, Birleşmiş Milletler Küresel Plastik Anlaşması’nın son oturumunda Türkiye’nin pasif kalmasına dikkat çekti. 25 Kasım – 1 Aralık 2024 tarihleri arasında Güney Kore’nin Busan kentinde yapılan müzakerelerde Türkiye’nin zaman zaman plastik üretiminin sınırlandırılmasına destek vermekten kaçındığı, zaman zaman da üretim kısıtlamalarına karşı çıkan ülkelerle aynı safta yer aldığı belirtildi. Açıklamada, bu tutumun şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından ciddi sorun yarattığı, aynı zamanda Türkiye’nin küresel çevre yönetişimindeki inandırıcılığını zedelediği ifade edildi.
Platform, Türkiye’nin plastik kirliliğiyle mücadelede daha net ve tutarlı bir pozisyon alması gerektiğini vurguladı. Bu mücadelenin yalnızca sonuçlarla uğraşmakla değil, doğrudan plastik üretiminin sınırlandırılmasına odaklanarak yürütülmesi gerektiği dile getirildi. Ayrıca, plastik kirliliğini azaltmanın, yalnızca bugünkü kuşakların değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da güvence altına almak anlamına geldiğinin altı çizildi.
Plastiksiz Türkiye Platformu, plastik kirliliğini yenmek ve çevresel adaleti sağlamak için Türkiye’ye bir dizi çağrıda bulundu: Plastik üretiminin azaltılmasını öngören kapsamlı hükümleri benimsemek, plastik atık ithalatına sınırlama getirerek küresel atık ticaretindeki adaletsizliğe karşı durmak, petrokimya sektörüne verilen sübvansiyonları kaldırmak, plastik kirliliğinin çevresel ve toplumsal maliyetlerini fiyatlandırma politikalarına dahil etmek ve müzakerelerde bilimsel veriye dayalı, şeffaf ve demokratik bir temsil sağlamak.
Platform, Türkiye’nin bugüne kadar pasif kaldığını ancak artık sorumluluk alması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle özetledi: “Çevresel adalet ve nesiller arası sorumluluk için plastik kirliliğine karşı etkili ve kararlı adımlar atmanın zamanı gelmiştir. Yaşanabilir bir gelecek için plastik krizini ertelemek değil, çözmek zorundayız.”
Kaynak: Plastiksiz Türkiye Platformu





