Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Salınca ve Çukurbağ mahallelerini kapsayan alanda planlanan çimento fabrikası ve hammadde sahaları projesine karşı, bölge halkı yaşam alanlarını savunmaya devam ediyor.

Nutri Gıda A.Ş. tarafından planlanan proje, yalnızca kurulacağı alanı değil; çevresindeki mahalleleri, tarım alanlarını, su varlıklarını ve bölgedeki tüm canlıların yaşamını etkileme riski taşıyor. Aynı projenin 2023 yılında başka bir alanda gündeme geldiği, ancak itirazlar sonucu hayata geçirilemediği hatırlatılıyor. Şimdi ise yerleşim yerlerine daha yakın bir noktada yeniden gündemde.
“Bu topraklar bizim yaşamımız”
Salınca ve Çukurbağ’da yaşayanlar, bu projenin yalnızca bir sanayi yatırımı değil, doğrudan yaşamlarına müdahale olduğunu vurguluyor. Bölge, Tarsus’un önemli geçim kaynaklarından biri olan üzüm üretimiyle biliniyor. Yurttaşlar, üretim süreçlerinden kaynaklanacak toz ve emisyonların hem ürünlerini hem de toprağın verimini geri dönülmez biçimde etkileyebileceğini ifade ediyor.
Çimento üretimi sırasında açığa çıkan ince partiküllerin (PM10 ve PM2.5) yalnızca insan sağlığı için değil, bölgede yaşayan tüm canlılar için risk oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Bu durumun, yaşam hakkı bağlamında ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Ekolojik yıkım ve sağlık hakkı birlikte savunuluyor
Bölge halkı ve yaşam savunucuları, çimento fabrikalarının yüksek enerji tüketimi, yoğun emisyon ve ekosistem tahribatı yaratan yapısına dikkat çekiyor. Tarım alanlarının zarar görmesi, su varlıklarının baskı altına girmesi ve yaban yaşamının etkilenmesi en temel kaygılar arasında yer alıyor.

Aynı zamanda bu mücadele, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının korunması mücadelesi olarak tanımlanıyor. İnsan ve insan dışı tüm canlıların yaşam hakkının birlikte savunulması gerektiği ifade ediliyor.
“Karar süreçlerinde söz hakkı istiyoruz”
Bölge sakinleri, projeye ilişkin süreçlerin şeffaf yürütülmediğini ve yeterli katılımın sağlanmadığını belirtiyor. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin, yalnızca formalite değil, gerçek bir katılım mekanizması olması gerektiği vurgulanıyor.
Yaşam savunucuları, bu projenin tüm etkileriyle yeniden değerlendirilmesini ve bölgenin ekolojik, tarımsal ve toplumsal bütünlüğünün korunmasını talep ediyor.
Salınca’da yükselen itiraz, yalnızca iki mahallenin değil; yaşamdan yana olan herkesin ortak meselesidir. Çünkü yaşam alanlarını savunmak, birlikte var olmanın en temel sorumluluğudur.





